Güncel haberler....
LosT FM Ajans 7/24

« Önceki |

3/1/2007

İŞTE APO NUN ESRARENGİZ İLİŞKİLERİ

12 Eylül 1980’de PKK bütün liderleri ile ele geçirilirken Abdullah Öcalan bir süre Tunceli kırsalında barındıktan sonra Suriye’ye bir astsubay nezaretinde nasıl geçebildi?
 


Behiç Kılıç'ın yazısı


ASLINDA o İmralı’da sırları ile oturuyor!.. Yargılanması sonucu kamuoyu hakkında hiçbir şekilde bilgi sahibi olmadı... Yakalanması sonrası güvenlik birimlerinde yapılan sorgularında elbette birçok ilişkisi (Türkiye’deki Avrupa’daki, ABD’deki ilişkileri başta olmak üzere...) deşifre edildi ama bunlar açıklanmadı...
Şimdi, öyle bir havası var ki; sanki kendisi ile bazı pazarlıklar yapıldığı izlenimi yayıyor!..
Hatırlanacaktır, Celal Talabani, Ankara’nın kendisinden PKK ile ateşkes konusunda aracı olmasını istediğini ileri sürmüştü!..
Ankara suskun kalmıştı...
Talabani’nin açıklamaları ile eş zamanlı biçimde Abdullah Öcalan da “ateşkes”ten bahsetmişti!..
O günlerde Mehmet Ağar da şu iddiada bulunuyordu: “Cumhurbaşkanlığı seçimine ve sonrasında genel seçimlere kadar PKK’nın rahatsız edici olmaması için Talabani’nin aracılığına başvuruldu.”
Ağar’ın açıklamaları kelime kelimesine böyle olmasa da bu mealde idi...
Apo’nun sözlerine bakalım...
Sanki kendisi ile yapılmış bir ateşkes süreci varmış gibi konuşuyor... Güvenlik operasyonlarını eleştiriyor...
“Bu sürecin bir oyun olduğu anlaşılırsa, o zaman ben de devre dışına çıkar ve...” diye devam ediyor...
Dikkat edilirse bir “O zaman ben de devre dışına çıkarım” diye vurgu yapıyor... Bu “devreye girme” meselesi nedir?..
İmralı’dan yaydığı mesajlarla mektup mu yazıyor?..
“Cumhurbaşkanlığı seçimi karşılığında bu süreci bir pazarlık aracı olarak kullanabilir.”
Bu sözlerinde, Mehmet Ağar’ın öne sürdüğü “Mayıs’a kadar bekle” teklifini doğrulayacak bir örtüşme vardır denilebilir mi?..
İmralı’da eşine benzerine rastlanılmamış bir “mahkûm” gelecek planları yaparak ve Ankara üzerinde öncelikli konular arasında bulunarak Türkiye’yi gözlüyor...
O bir önemli kara kutudur...
Ankara ve İstanbul’daki ögrencilik yıllarından beri derin ilişkilerin içerisindedir... Çok net biliniyor ki, o yıllarından başlayarak derin ilişkilerinin izini süren değerli araştırmacı Uğur Mumcu bir suikaste kurban gitmiştir...

ESRARENGİZ İLİŞKİLER AĞI

Tuhaf değil mi; 12 Eylül 1980’de PKK bütün liderleri ile ele geçirilirken Abdullah Öcalan bir süre Tunceli kırsalında barındıktan sonra Suriye’ye bir astsubay nezaretinde nasıl geçebildi... Bir kaçak olarak nasıl Bekaa’ya konuşlandı, teşkilatını yeniden kurabildi. CIA denetimindeki terör kamplarında karargah sahibi oldu. Libya, Arap Yarımadası ve Almanya’da geçeci ve kaçak işçi durumundaki Doğulu gençleri nasıl devşirebilip Bekaa’ya yeni PKK militanları olarak taşıdı, hangi gizli servislerden yardım aldı?..
1984’te başlattığı eylemlerini Türkiye’nin dağlarına taşırken, mayınları, rpg roketleri, üst baş yiyecek giyecekleri nasıl sağladı?..
Siyaseten örgütlenmesine neden yol verildi?
Kış şartlarında ABD helikopterlerinin militanlarına yiyecek giyecek silah taşımasına neden kayıtsız kalındı?..
Suriye’deki karargâhından, Avrupa kentlerinde kurdurduğu televizyonunun canlı yayınında bir keresinde, Ankara’dan bir siyasi parti liderinden haber aldığını, bu haberde kendisine karşı operasyon yapılacağını, kaçıp kendisini kurtarmasını istendiğini bile söyledi... Hâlâ bu olayın içyüzü kamu oyundan saklanmaktadır... Apo’ya “Seni yakalayacaklar kaç kendini kurtar” diye haber gönderen siyasi parti liderinin kimliği saklanmaktadır!..
PKK’nın kaçakçılık sonucu sağladığı büyük sermaye hâlâ Türkiye’nin para piyasalarında büyük faiz ortamında da kullanılıyor, bu kara para devletin faiz politikası ile kat ve kat arttı... PKK’nın kara parası Abdullah Öcalan’ın direk kontrol ettiği atadığı kişilerce yasal şirketler şeklinde piyasaları kontrol ediyor... Apo’nun adamlarının bu rahat hareketlerinde siyasetten ve bürokrasiden işbirlikleri sağladıkları belirlenemedi mi?..
Sermaye piyasasındaki uzantıları... Mafya yapısı... Para ile desteklediği kalem erbabı!..
Toplumu manüple, kontrol eden eğlence dünyasındaki örgütlenmesi...
Siyasi beslemelerini nasıl organize ettiği...
Şirketler, dernekler, sivil örgütleri, üniversitedeki uzantıları...
1993-94 yılındaki bir demecinde şöyle demiştir: “İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya bizim... Varoşlardan girdik... Bu kazanımlar kolay olmadı... Artık bizi sadece kendi örgütümüze katılanlar değil her kesimden sermayeden destek vardır.”
Bu açıklamasının yayınlandığı gazetesinde yan sayfasında da bir köşe yazısında Türkiye’nin büyük sermaye ailelerinden bir mensubuna övgüler düzülüyordu...
İmralı’da bir “dokunulmaz” oturuyor!..

3/1/2007

ABD askerleri Türk konvoyunu vurdu !

ABD askerleri Türk konvoyunu vurdu !
Irak'ın Erbil kentine ilerleyen Türk konvoyuna ABD askerlerince ateş açıldı !
03 Ocak 2007 16:57

Türkiye'den Irak'ın Erbil kentine gitmekte olan, aralarında 2 Iraklı şoförün de bulunduğu 9 araçlık Türk konvoyuna, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) askerleri tarafından ateş açıldığı iddia edildi.

Açılan ateş sonucu 2 Iraklı şoför hayatını kaybederken, 1'i Iraklı 2'si Türk olmak üzere 3 şoför ağır yaralandı. Saldırıda yaralanan şoförler, Amerikan askerlerinden davacı olduklarını söyledi.

İddiaya göre, Irak'ın Erbil kentinde yol güvenliğini sağlayan Amerikan askeri konvoyu tarafından Türk şoförlere uçaksavarlarla ateş edildi. Şırnak'ın Silopi İlçesi yakınlarında bulunan Habur Sınır Kapısı'ndan çıkış yaparak Irak'ın Erbil kentine doğru giden Türk şoförlerinin araçları, gece arıza yapınca Baji mevkiinde yol üzerinde durmak zorunda kaldı. O sırada bölgede nöbet tutan Amerikan askerleri, durumdan şüphelendi.

Şüphelenen askerlerin, şoförlerin üzerine uyarı yapmaksızın ateş etmesi sonucu 2 kişi olay yerinde hayatını kaybederken, 3 kişi ise çeşitleri yerlerinden yaralandı. Yapılan ilk müdahalenin ardından yaralı şoförler, ABD askerleri tarafından özel yolcu uçağına bindirilerek Adana'ya gönderildi. Yaralı şoförler, Adana'da yapılan gerekli müdahalenin ardından Gaziantep Devlet Hastanesi'ne gönderildi. Ayağından yara alan Türk şoförlerden Hamit Özkaya'nın bacağı kesilmek zorunda kalırken, Nezir Ekti ise ayağına alçı yapıldıktan sonra memleketi Silopi'ye gönderildi.

Irak'ın Erbil kentinde bulunan Iraklı bir firmaya 9 kişilik bir konvoyla çimento taşıdıklarını kaydeden Hamit Özkaya, başından geçenleri şöyle anlattı:

"Yolda Baji mevkii civarlarında arabalarında arıza çıktığı için durmak zorunda kaldık. Biz durduktan sonra yolda devriye gezen Amerikan askerleri bize ateş açtı. Açılan ateş sonrasında iki Iraklı arkadaşımız hayatını kaybetti. Benimle birlikte bir Silopili hemşehrim ve bir Iraklı arkadaşımız daha yaralandı. Daha sonra bize ateş açan Amerikan askerleri, bizden karşılık görmeyince ateşi keserek yanımıza geldi. Yanlışlıkla ateş açıldığını söyleyen askerler, ilk müdahalede bulundu ve bizi özel yolcu uçağıyla Adana'ya gönderdi. Burada ilk müdahaleleri yapan doktorlar, bizi daha sonra Gaziantep Devlet Hastanesi'ne gönderdi. Burada benim ayağım kesilmek zorunda kaldı ve diğer arkadaşım Nezir Ekti'nin de ayağına kurşun yediği için ayakları alçıya alındı. O, benden önce ameliyat oldu ve taburcu edildi. Daha sonra ben de hastaneden taburcu oldum ve Silopi'ye geldim".

Amerikalılar'ın geleceğini kararttığını, bu yüzden onlardan şikayetçi olduğunu söyleyen Özkaya, "Şu an çok çaresizim, çünkü bakmakla yükümlü olduğum 13 nüfus var. Benden başka kimse de çalışmıyor. Çocuklarımın en büyüğü 12 yaşında. Bundan sonra da hiç çalışamam. Geçimimi nasıl sağlayacağımı bilemiyorum. Yıllardır gece gündüz demeden direksiyon başında çocuklarımın nafakasını çıkarmak için uğraş veriyorum. Amerikalılar sadece bacağımı almadılar, bacağımla beraber bütün geleceğimi aldılar. Onlardan şikayetçiyim. Devletimin haklarımıza sahip çıkmasını umut ediyor ve devletime güveniyorum" dedi.

Aynı olayda yaralanan diğer Türk şoförü Nezir Ekti ise şöyle konuştu:

"Olay gecesi saat 02.30 civarıydı. Bizim 9 araçlık konvoydan bir Iraklı şoförün aracı arıza yapınca araçlarımızı yol kenarına çekip dörtlü sinyallerimizi yaktık ve beklemeye başladık. Amerikalı yetkililerden alınmış resmi izinle bizi korumakla görevli 2 koruma araçlarından biri önümüzde, biri de en arkada bekliyorlardı. Onların da tepe lambaları açıktı. Bizler 2004 yılından beri Amerikalılar'a silobas araçlarla çimento taşıyoruz. O yüzden onların konvoyunu gördüğümüzde hiç korkmadık, aksine sevinmiştik bize yardım ederler diye. Ben de aracı arıza yapan arkadaşıma yardım etmeye çalışırken bir anda uçaksavarlarla rastgele ateş edildi. Hemen aracımın arkasına kaçmaya çalıştım, ama ayağımdan vurulduğum için sürünerek saklandım. Bize yaklaşık 30-40 metre mesafedeydiler. Onların yükünü taşıdığımızı da biliyorlardı. Yaklaşık 3 yıldır aynı araçlarla onlara çimento taşıyoruz. Allah'ıma şükürler olsun ki, üzerimde çelik yelek vardı. Ateş durduktan sonra arkadaşlarıma baktığımda, Iraklı korumalardan birinin kafası kopmuştu, öbür korumanın da kafatası paramparça olmuştu".

Tek geçim kaynaklarının şoförlük olduğunu ve şu an çok zor durumda olduklarını ifade eden Ekti, "Benim tek geçim kaynağım şoförlüktü, fakat bundan sonra bu sakat ayağımla ne yapacağımı bilmiyorum. Bizi bu duruma sokan Amerikalılar'dan şikayetçiyim. Devletimizin de bizi yalnız bırakmamasını temenni ediyoruz" şeklinde konuştu.

3/1/2007

Kızgın yağla kocasını haşladı: 3 yıl HAPİS

Kocasını uyurken haşlayıp dört yerinden bıçaklayan kıskanç kadından eşi şikayetçi olmadı ama hakim cezayı kesti...

03.01.2007 16:01


Samsun'da 2 çocuk annesi bir kadın, başka kadınla ilişkisi olduğunu iddia ederek kıskandığı kocasının üzerine uyurken tencerede ısıttığı kızgın yağı döküp, omzundan ve sırtından olmak üzere 4 yerinden bıçakladığı iddiasıyla yargılandığı mahkeme tarafından 2 yıl 11 ay hapis cezasına çarptırıldı.

17 YILLIK EVLİ

Kadıköy Mahallesi'nde meydana gelen olayda, bayan kuaför dükkanı sahibi 2 çocuk annesi Kadriye Ş.(35), başka kadınla ilişkisi olduğunu iddia ettiği 17 yıllık eşi Mehmet Ş.'nin(40) üzerine evlerinde uyuduğu sırada tencerede ısıttığı kızgın yağı döküp 4 yerinden bıçakladığı iddiasıyla gözaltına alındı. Bir denizcilik şirketinde çalıştığı öğrenilen Mehmet Ş., ambulansla Samsun Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı ve 3. derece yandığı ve hayati tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle Ankara'ya sevk edildi. Olaydan sonra tutuklanan Kadriye Ş.'nin, Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasına bugün devam edildi.

Olaydan sonra tutuklanan ve eşinin kendisinden şikayetçi olmaması üzerine bir önceki duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere tahliye olan Kardiye Ş., eşini kasıtlı olarak yakmadığını belirterek, takdiri mahkemeye bıraktı. Mahkemeye heyeti Kadriye Ş.'yi ağır tahrik altında adam öldürmeye teşebbüs suçundan 2 yıl 11 ay hapis cezasına çarptırdı.

İÇİP BENİ DÖVERDİ

Kadrişe Ş., bir önceki duruşmada verdiği ifade de, bir aile tartışması sonucu olayın meydana geldiğini belirterek, "Kazaen oldu. Kesinlikle bir kastım yoktu. Eşim arada bir eve alkollü geldiğinde beni döverdi. Zaman zaman eve alkollü ve geç geldiği için tartışmamız olurdu. Olay sabahı mutfakta çocuklara patates kızartmak istedim. Eşim 15 gün eve gelmediği için tartıştık. Tavaya kolu çarptı. Kazaen yağ üzerine döküldü. Ben kahvaltı hazırlıyordum ve patates bıçağı elimde idi. Eşim üzerime gelince korktum ve bıçakladım. Kasten bir şey yapmış değilim, suçsuzum" diye ifade vermişti.

EŞİ ŞİKAYETÇİ OLMADI

Olayda bıçaklanan ve kızgın yağ ile yandığı için uzun süre hastanede tedavi olduktan sonra duruşmaya katılan Mehmet Ş. ise yine bir önceki duruşmada verdiği ifadede, "Gece eve geç gittim. Eşimle tartıştık. 15 gün eve gitmemiştim. Sabah kalktığımda eşim patates kızartmak için hazırlık yapıyordu. Tartışmamız devam etti. Yağ tavasına çarptım ve yağ koluma ve karın bölgemin bir kısmına döküldü. Sonra ben de diğer odaya giden eşimin peşine gittim. Elinde bıçak verdi. Eşim benden korktu. Arkamı dönüp 'beni bıçakla' dedim. 4 kez bıçakla vurdu. Eşim evden dışarı kaçtı. Sesler üzerine çocuklarım geldi ve beni hastaneye götürdüler. Eşimden şikayetçi değilim" diyerek eşinden şikayetçi olmadığını söylemişti.

3/1/2007

CHP'li Büyükcengiz de trafik KURBANI

Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz, seçim bölgesinde bayram ziyareti sırasında geçirdiği kazada can verdi

03.01.2007 13:42

CHP Konya milletvekili Nezir Büyükcengiz, Konya'da geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti.
AA'nın edindiği bilgiye göre, seçim bölgesinde bayram ziyaretlerinde bulunan Nezir Büyükcengiz'in de içinde bulunduğu araç, Konya'nın Güneysınır
ilçesi Aydoğmuş köyü yakınlarında trafik kazası geçirdi.
Kazada, milletvekili Nezir Büyükcengiz ile aynı araçta bulunan Ali Alp adlı kişi hayatını kaybetti. Aynı araç içinde bulunan 2 kişinin ise yaralandığı
öğrenildi.

VİRAJI ALAMADI

Kazada ölen Ali Alp'in CHP Konya İl Teşkilatı sekreteri olduğu öğrenildi.
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Ali Alp'in kullandığı 06 VRF 88 plakalı otomobilin, Konya'nın Güneysınır ilçesine bağlı Aydoğmuş beldesi yakınlarında bir virajda yoldan çıkarak devrildiği belirlendi.
Kazada, araç içinde CHP Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz ile Ali Alp'in
yanı sıra  CHP İl Teşkilatı Yönetim Kurulu Üyeleri İmdat Şen ve İbrahim Çınar'ın
da bulunduğu öğrenildi.
Olay yerinde hayatını kaybeden Büyükcengiz ile Alp'in cenazeleri, Güneysınır
Vali İhsan Dede Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Kazada yaralanan İmdat Şen ve İbrahim Çınar'ın hayati tehlikelerinin bulunmadığı ve tedavilerine aynı
hastanede devam edildiği bildirildi.
"
BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAPMIŞTI

Nezir Büyükcengiz, Sarayönü Belediye Başkanı iken Konya Belediyeler Birliği Başkanlığı da yapmıştı. Büyükcengiz, 22. Dönem milletvekili olarak 3 Kasım 2002 Genel seçimlerinde CHP'den Meclis'e girmişti.

1951 doğumlu Büyükcengiz evli ve 4 çocuk babasıydı.

MECLİS'TE SON DURUM

Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz'in trafik kazasında yaşamını yitirmesiyle CHP'nin TBMM'deki sandalye sayısı 153'e düşerken boş milletvekilliği de 6'ya yükseldi. Büyükcengiz'in ölümüyle TBMM'deki sandalye sayısı şöyle oldu:
    
     Adalet ve Kalkınma Partisi   : 354
     Cumhuriyet Halk Partisi      : 153
     Anavatan Partisi             :  21
     Doğru Yol Partisi            :   4
     Halkın Yükselişi Partisi     :   1
     Sosyal Demokrat Halk Partisi :   1
     Genç Parti                   :   1
     Bağımsız                     :   9
     Boş                          :   6
     Toplam                       : 550